‘Çekirdekten’ girişimcilerden 40 yeni deprem çözümü

Bu sene Türkiye’nin en köklü üniversitelerinden İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) 250’nci, İTÜ bünyesinde kurulan İTÜ Arı Teknokent’in ise 20’nci kuruluş yılı. Girişimcilere teknoloji geliştirmeleri için uygun ortam ve olanakları sunan İTÜ Arı Teknokent, 20 yılda dünyanın en önemli teknokentleri arasına girmeyi başardı. 10 binada 331 firmaya ve 1 milyar ihracata yaklaştı. Çekirdekten girişimciler yaratmak için de İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi’ni de hayata geçirdi.

6 Şubat’tan itibaren nasıl tüm Türkiye’nin gündemi tek bir konuya odaklandıysa, İTÜ’nün girişimcilerinin de tek odağı deprem haline geldi. İTÜ Arı Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. Attila Dikbaş, yaşanan deprem afeti sonrasında yaraların sarılması için İTÜ Çekirdek girişimlerinin gönüllü olarak destek projeleri ve kampanyaları başlattığını, şu anda İTÜ Çekirdek’li girişimciler tarafından geliştirilen 40 deprem çözümü bulunduğunu söyledi. Bu girişimlerin beklenen İstanbul depremine hazırlık için de 7/24 çalıştığını vurgulayan Dikbaş, uygulamalardan bazılarının; enkaz altındaki depremzedelere yardım etmek için, bazılarının da afet sonrası depremzedelerin barınma, sağlık ve psikolojik destek ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak hizmet vereceğini anlattı.

– İTÜ Çekirdek girişimleri nasıl aksiyon aldı deprem sürecinde?

Hemen gönüllü olarak destek projeleri ve kampanyaları başlattı. Bazı girişimlerimiz hemen 6 Şubat’ta deprem bölgesine gitti. Yaşanan felaketin ilk gününden itibaren girişimcilerimizden proje ve destek haberleri aldık, şu anda İTÜ Çekirdek’li girişimciler tarafından geliştirilen 40 deprem çözümü bulunuyor, her geçen gün bu sayının artmaya devam edeceğini öngörüyoruz. İTÜ Çekirdek’li girişimciler tarafından geliştirilen uygulama ve çözümler deprem bölgesinde yardıma ihtiyacı olan birçok insana ulaştı ve ulaşmaya devam ediyor.

– Afet alanında nasıl faydalar sağladı bu firmalar?

Enkaz altında kalanların arama kurtarma çalışmalarında katkı sağlamak için geliştirdikleri teknolojilerini adapte edenler oldu. Kanka gibi Misafir gibi depremzedelerle onları misafir etmek isteyen kitleleri buluşturan, eşleştiren teknolojiler geliştirenler oldu. Psikolojik danışmanlıklar veren uygulamalar geliştirenler oldu.

Biliyorsunuz deprem bölgelerinde dron kullanımı çok önemli. Orada nelerin yıkıldığı, hangi enerji direklerinin yok olduğunu, enkazın boyutunu, çıkış noktalarını tespit etmek için dron teknolojileri geliştiren Hummingdrone ekibimiz hemen soluğu orada aldı.

– Peki deprem çözümlerine yönelik ayrı bir yapılanmanız mı var?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki İstanbul Planlama Ajansı Şişli’de 8000 metrekarelik bir alan kiralamış, Şişli Habitat adı altında daha çok gençlere yönelik olarak, içinde kütüphanesi olan, sanatı, bir çok seminer salonu olan büyük bir yaşam merkezi haline getirmişti. Oradaki yaklaşık bin metrekarelik alanı da bize, İTÜ Çekirdek’e tahsis ettiler. Yani çekirdek girişimlerinin faaliyetlerini orada sürdürebilmesi için bir işbirliği modeline gittik. Burası bizim ilk uydu kuluçka merkezlerimizden birisi olmaya aday. Onda deprem projelerimizi topladık.

– Beklenen İstanbul depremine yönelik de çalışmalarınız var mı?

1999 depreminden sonra Amerikan devletine bağlı afet yönetim merkezinin eğitmenleri Türkiye’den 31 akademisyene eğitim verdi. Ben de o akademisyenlerden birisiyim. Deprem hazırlıkları 3’e ayrılıyor. Birincisi deprem öncesi yapılan hazırlıklar, ki biz İstanbul için bunu yapmalıyız. İkincisi, deprem sırasında yapılacaklar. Bu da arama kurtarma çalışmalarından o anki haberleşmeye, geçici barınaklara kadar hazırlanacakları kapsıyor. Üçüncüsü de depremden sonra yapılması gereken çalışmalar. Bunlar da depreme dayanıklı bir yerleşkenin oluşturulması, psikolojik tedaviler, hayatın normale dönmesi için yapılacak çalışmaları kapsıyor. Biz Şişli’deki İTÜ Çekirdek Yerleşkesi’ni tamamen deprem projelerine ayırdık. Ve büyük bir seferberlikle çalışmaya başladık. Şu anda oradaki girişimler 7/24 deprem için çalışıyor. Deprem master planının hazırlanmasından tutun da İstanbul’daki zemin durumuna bağlı olarak yapı sisteminde hangi deprem izolatörünün kullanılacağına yönelik mevzuatın çıkarılmasına kadar tüm, alanlarda çalışan gruplarımız var.

TOGG’UN AKILLI KAMERASINI GELİŞTİRİYOR

– Bünyenizde TOGG’a teknoloji üreten start up’lar da vardı değil mi?

Evet İTÜ Çekirdek girişimi Blindlook’un, TOGG markası için geliştirdiği Audio Simulation teknolojisi sayesinde, görme engelli kullanıcılar ürünün sesli haritasına sahip oluyor ve sesli yönlendirmeler sayesinde TOGG markasını engelsizce kullanabiliyor. 2013 yılında, ‘akıllı göz’ adını verdiği Türkiye’nin ilk yerli akıllı kamerasını geliştiren İTÜ Çekirdek girişimi Büyütech ise, TOGG’un kamera ve görüntü işleme sistemlerinin yazılımlarını yapıyor ve geliştiriyor.

AKADEMİSYENLERİN FİRMA KURMA EĞİLİMİ ARTIYOR

– Siz de İTÜ’lü bir akademisyensiniz. Akademisyenlerin firma kurma eğilimleri artıyor mu, ne dersiniz?

Teknoparkın kuruluşu sürecinde akademisyenlerin kendi doktora veya yüksek lisans öğrencileri aynı MIT modelindeki gibi kendi girişimlerini oluşturma, firma kurabilme ve buna bağlı olarak bir takım fonlardan da faydalanabilme hikâyesini çok önemsiyordum. Biz bu 20 yılda epey mesafe kat ettik. Akademisyenlerin oluşturduğu firma sayısını çok ciddi şekilde arttırdık. Şimdi İTÜ’de 90’ın üzerinde akademik firma var. Sadece son 2 yıl içerisinde 30 tane akademik girişim burada yapılandı. Bu oldukça önemli bir yükseliş. Çünkü akademisyenlerin oluşturduğu akademik firmaların en önemli çıktısı patent sayısı. Bu patent sayısı da bizim ihracat değerlerimizi çok arttırıyor. Bu sayede İTÜ Türkiye’de inovatif üniversite sıralamasına birinciliğe yükseldi, dünyada da ilk yüze girdi. ARGE firmalarımızın sayısı 138’e çıktı.

” 2003’te tek binayla başladığımız yolculuğumuzda şu anda 331 firmayı barındıran çok ciddi bir ekosistem haline geldik. Geçen yıl Belçika’da düzenlenen törende dünyanın en iyi ilk 5 üniversite kuluçka merkezi arasında yer alan İTÜ Çekirdek, UBI Global’in mayıs ayında dünya sıralamasını açıklayacağı törende birincilik bekliyor. “

İŞTE BAZI PROJELER

Bimcrone: Deprem bölgelerinde yapılandırma ve kentin yeniden kurulma sürecine destek olmak üzere, yerel yönetim ve bakanlıklar ile görüşmelerini sürdürüyor.

BlindLook: Barınma ihtiyacı bulunan engelli depremzedelerle, onları gönüllü olarak evlerinde misafir etmek isteyen kişileri online platformlarında buluşturdu.

Bugbounter: Deprem sonrası yardım sağlayan birçok siteye ağır siber saldırılar düzenlendi. Firma depremzedelere yapılan yardımların engellenme ve sömürülmesine karşı aksiyon aldı

Classest: Deprem sonrası, Eğitim Seferberliği kampanyasına katılarak şu ana kadar depremden etkilenen LGS ve YKS hazırlık dönemindeki 100 öğrenciye, başvuruları doğrultusunda ücretsiz eğitim desteği vermiştir.

Evbee: Deprem sonrası, mobil şarj istasyonu araçlarını modifiye ederek afet bölgesinde elektrik sağlama ve mühendislik hizmetlerine destek vermesi amacıyla tahsis etmiştir.

Evimdeki Psikolog: Depremden etkilenen kişiler için, online ücretsiz psikolojik destek sağlamaktadır.

Hummingdrone: Halihazırda UMKE gibi kurtarma ekiplerine dron ile arama/kurtarma eğitimi veren girişim, deprem sonrasında arama kurtarma ekipleri ve kamu kurumları ile çalıştı. Yoğun yıkımın yaşandığı Hatay bölgesinde dron ile çekilen fotoğraflar sayesinde kentin yüksek çözünürlüklü dijital ikizini oluşturdu

Laska Technology: Deprem sonrası, depremzedelerin ve bölgede çalışan insanların ısı ve elektrik ihtiyacını karşılamak üzere, geliştirdikleri teknoloji ile atık lastiklerin ileri dönüştürülmesiyle enerji ve hammadde elde edilmesini sağlayan yenilenebilir yakıt yardımında bulundu.

Missafir: “Missafirimizsiniz” platformu sayesinde, ev sahipleri ile konaklama ihtiyacı olan depremzedeleri online olarak buluşturmuştur.

” Bir girişimcilik fonu kurmanın hazırlığı içerisindeyiz. Biz İTÜ Çekirdek’e giren girişimciyi bir yıl yetiştiriyoruz, sonra da Big Bang’de yatırımcıların önüne çıkarıyoruz. Şimdi girişimciyi yatırımcıların önüne çıkarttığımız zaman hazır bir fonumuz da olacak. Yatırım bulamayan ama bizim de umut beslediğimiz girişimcileri de biz destekleyeceğiz.”

FİLİZ FİRMALARIMIZ YÜZDE 30 ARTTI

– Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz?

Pandemide bir parça krizi bir fırsata dönüştürdük. Uzaktan çalışma yüzde 75’e kadar çıktı. AR-GE personelinin teknokente girmeden uzaktan çalışma olanağı doğunca biz de firmaların yerlerini küçültme operasyonu başlattık. Büyük firmaların yerlerini bir parça küçülttük ve boş kalan yerlere de küçük firmalara aldık. Küçük firmalarla her bir binada bir takım kuluçka merkezleri oluşturmaya çalıştık. Şimdi girişimci firmalarımızın sayısı arttı. Bu sayede 2-3 kişilik tohum yatırımlardan minik filizlerin çıktığını, onların zamanla firmalaştığını, hatta filizlerin fidanlaştığını gözlemliyoruz. Şu anda filiz firmalarımızın sayısındaki artış yüzde 30. Bu arada akademik firmalarla bu kuluçka firmaların arasında bir entegrasyon başlattık. Onlar birleşerek daha minik minik firmalar kurdu. Ve böyle daha böyle interaktif gelişen bir ekosistem oldu.

TÜRK FİRMA ŞİMDİ TÜM AMERİKAN HASTANELERİNDE

– Bu akademik firmalar içinde hızlı büyüyen, sektöründe öne çıkan bir firma oldu mu?

Dijital sağlık alanında bir akademik firmamız o kadar büyüdü ki, Amerika’daki tüm hastanelerin yoğun bakım ünitelerine girdi. Bu sistemle doktor ve hemşireler karantina altındaki hastaların takibini akıllı telefonları üzerinden yapabiliyor. Minicik yani daha filiz firmayken büyüyen ve fidan olan, daha sonra da ağaca dönüşen bu firma şimdi, yine bizim içimizden gelen girişimleri fonlayarak, bir dijital sağlık fonu oluşturma yolunda.

TERSİNE BEYİN GÖÇÜNE İTÜ SEED KATKISI

– Beyin göçü Türkiye için ciddi bir sorun haline geldi. Bu konuda bir çalışmanız var mı?

Ben beyin göçü kavramını çok fazla sevmiyorum. Beyin gücü benim için daha değerli. Yurt dışına gitmiş, Stanford’da, Harvard’da veya olan Türk vatandaşlarının, yabancılarla oluşturduğu firmaların Türkiye’ye gelip buradan ihracat yapmasını çok önemli bir fırsat olarak görüyorum. Buna yönelik geçen sene İTÜ Seed’i kurduk. Bu yurt dışında yaşayan akademisyenlerimizin veya girişimcilerimizin oradaki beyin gücüyle kurmuş oldukları girişimlerin Türkiye’ye gelmek istediği zaman başvurabilecekleri çok ciddi bir program. Ve büyük bir ilgi görüyor. 2022 yılında çekirdek programında 128 başvuruyu değerlendirdik. Bunlardan 60’a yakını jüriden geçti. 3-4 tanesi de şu anda firmalaşıyor.

ATTİLA DİKBAŞ KİMDİR?

1985 yılında İTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun olan Dikbaş, 1987-2015 yılları arasında İTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Bilgisi Ana Bilim Dalında öğretim üyeliği yaptı. 1995-1997 yıllarında İTÜ’den görevli olarak Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde misafir öğretim üyesi ve Rektör Danışmanı olarak görev alan Dikbaş, 1996 yılında Üniversiteden verilen özel bursla, USA Stanford ve MIT Üniversitelerinde misafir araştırmacı olarak inceleme ve çalışmalarda bulundu. Dikbaş, 1998 yılında İTÜ’ye dönerek Rektör Danışmanı oldu ve 2004’e kadar İTÜ yatırım projelerini yönetmek üzere görevlendirildi. 1998 yılında “İTÜ Proje Yönetim Merkezi”ni kuran Dikbaş, 1998’den itibaren yoğun olarak İTÜ Teknoloji Geliştirme Bölgesi kuruluş çalışmalarında ve İTÜ Arı Teknokent projesinde çalıştı. Halen İTÜ Arı Teknokent genel müdürü olarak görev yapan Dikbaş, 2015 yılından beri İstanbul Medipol Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Kurucu Dekanlığı görevini de üstleniyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir