HEDEP’li Doğan: Salih Müslim ile görüştüğümde yanımda Dışişleri yetkilileri vardı

DUVAR– Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü Ayşegül Doğan, PYD Eşbaşkanı Salih Müslim’in Türkiye’de kırmızı halı ile karşılandığını ve bu sırada çalıştığı İMC TV’ye söyleşi yapmak üzere yanına gittiğinde Dışişleri yetkililerinin kendisini karşıladığını söyledi.

Meclis’in Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen Dışişleri Bakanlığı bütçe toplantısında konuşan HEDEP Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan da söz aldı.

YENİ DÖNEM POLİTİKANIZ MI?

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre konuşmasında Dışişleri Bakanlığı’nın politikalarına tepki gösteren Doğan, Hakan Fidan’a, “Sunumuzda yer alan hususları merak edip, araştırdım kelimesi var mı diye. Yok. Kaç kez terör kelimesi var diye baktım. Birçok defa vardı. Kürtleri içeride ve dışarıda görmezden gelmek bakanlığınızın yeni dönem politikası mı? Bunun için mi kullanmıyorsunuz? Yoksa Kürt meselesinin çözüldüğünü mü düşünüyorsunuz? Kürt meselesi yalnızca bir iç sorunumuz değil. Artık bölgesel ve uluslararası barışa katkısı açısından çözümü çok mühim bir mesele” dedi.

‘TÜRKİYE ÇÖZÜMÜN DEĞİL SORUNUN PARÇASI’

Fidan’a, “Bölge ve dünya barışına katkı sunacak bir demokratik teklifiniz var mı? Yoksa neden?” diye soran Doğan, “Türkiye son yıllarda çözümün değil daha çok sorunun bir parçası haline geldi. Sorun yaratıcı bir rol alıyor. Ortadoğu’daki tablo, iş birliğini artık mecburi kılıyor. Bu daha önce deneyimlendi. Birlikte yaşayan halkların kazanmasını sağlayacak. Çatışma ve karşıtlık kaybettiriyor. Biz Kürt düşmanlığı diyoruz siz hop oturup hop kalkıyorsunuz. İsterseniz Kürt karşıtlığı diyelim. Ne dersek diyelim burada halklara kazandıran bir durum söz konusu değildir. Biz de bölge halklarına kazandıran bir tutumun ortaya çıkmasını istiyoruz” diye konuştu.

KIRMIZI HALIDAN KIRMIZI BÜLTENE

Türkiye’nin Federe Kürdistan’ı düşman gördüğünü ancak şu anda ise “tek müttefik” olarak gördüğünü belirten Doğan, “Dün bir karabasan gibi- olur ya Irak’ta federatif bir Kürdistan oluşursa ne yaparız- diye konuşuluyordu. Bu neden bugün Suriye için konuşabileceğimiz bir şey olmasın? Niye müttefik olmasın Kuzey ve Doğu Suriye? Daha önce çokça konuşuldu. Sayın Öcalan tarafından da. PYD Eşbakanı bizzat bana verdiği söyleşide, Türkiye’ye dört kez geldiğini söyledi. İMC TV’de, bana verdiği bu söyleşi Dışişleri Bakanlığı’nın eşliğinde oldu. Ben Dışişleri Bakanlığı yetkilileri tarafından karşılandım Şu anda PYD Eşbaşkanı Salih Müslim kırmızı bültenle arandı. Neden terörist oldu Salih Müslim? O gün kırmızı halı ile karşılanan Salih Müslim bugün kırmızı bültenle aranan bir insana neden ve nasıl dönüştü?” ifadelerini kullandı.

‘KAÇ ÇOCUĞU HAYATTA TUTABİLİRDİK?’

Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dün Irak Kürdistan’ına karabasan muamelesi yapılıyordu bugün müttefikliği ile övünülüyor. Bunu Suriye Kürdistan’ı için talep etmek ya da Kuzey ve Doğu Suriye için istemek çatışma değil de uzlaşı dilemek niye problem oluyor? Bizim savaşa ayrılan bütçe ile ne kadar çok çocuğun hayata tutabileceğimiz tecrübe ile sabit değil mi? Bugün çocuk hakları günü. Bugün Gazze’de ölen çocuklar çatışma bütçesinin zararlarını göstermiyor mu? O halde konuşmaktan niye bu kadar korkuyoruz?”

TEMELLİ: ÖCALAN’I YOK SAYARAK ÇÖZÜM ÜRETEMEZSİNİZ

HEDEP Muş Milletvekili Sezai Temelli de Komisyon’da görüşülen Dışişleri Bakanlığı bütçe toplantısında bir konuşma yaptı ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a sorular yöneltti. Bakan Fidan’a seslenen Temelli, “Denediniz ve en iyi siz bilirsiniz. Abdullah Öcalan’ı yok sayarak bu alanda çözüm üretme olanağımız yok. Çünkü Abdullah Öcalan küresel aktörlerin başında geliyor” dedi.

‘ATEŞ ÇEMBERİ GİDEREK BÜYÜYOR’

Konuşmasına “Sizin elinizde çekiç var ve bütün sorunları çivi olarak görüyorsunuz” diyerek başlayan Temelli, “Oysa ellerinizde başka şeyler olmalı. Belki de küresel siyaseti yönetebilecek diplomasi adına önemli araçları barındırmanız gerekiyor” ifadelerini kullandı. Temelli, devamında ise Kürt sorunun çözümsüzlüğünün zirve yaptığını ardından ise demokratik açılımın yaşandığını ancak devam etmediğini anımsattı. Temelli, “Bu kırk yıl boyunca neler yaptık neler yapamadık ve biz neden küresel siyasete belirleyici bir konuma çıkamıyoruz? Ankara merkezli hinterlant oluştursanız gelişmeleri bu hinterlant üzerinden değerlendirseniz çevremizin giderek ateş çemberine dönüştüğünü göreceksiniz. Bu giderek büyüyor” diye konuştu.

‘BU SORUN ARTIK KÜRESEL MESELE’

Dış politikanın bu ateş çemberini azaltan bir noktadan hareket etmesi gerektiğini belirten Temelli, “Tek ayırt edici faktör; 2013-15 arasındaki dönemdir. Neden? Kürt sorunun çözümüne dair aslında çok kritik gelişmeler yaşanıyordu. Demek ki bu sorunu çözmeliyiz. Bu gidişatı değiştirmek için bu sorunu çözmemiz gerekiyor. Bu sorun artık küresel bir mesele. Hepimiz artık küresel aktörleriz. Bu küresel aktörlerin başında ise Abdullah Öcalan geliyor. Burada İmralı Adası önümüze önemli bir adres olarak çıkıyor. Denediniz ve en iyi siz bilirsiniz. Bildiğiniz için de Abdullah Öcalan’a rağmen ve Abdullah Öcalan’ı yok sayarak bu alanda çözüm üretme olanağımız yok” ifadelerini kullandı.

‘ÇATIŞMA MI UZLAŞMA MI?’

Ortadoğu’daki gelişmelere değinen Temelli, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, “Siz sürekli bir çatışma iklimi ile mi devam edeceksiniz yoksa uzlaşı alanlarını yaratacak mısınız?” diye sordu. Temelli, sözlerine şöyle devam etti: “Dışişleri Bakanı olacaksınız bütün uzlaşı alanlarını yaratmak zorundasınız. Hiç olmayan müzakere alanlarını dahi yaratmak zorundasınız. Bütün diyaloglar sizin için kıymetli olmalı. Siz bir diyaloglara evreninde yaşamalısınız. O diyaloglardan ilişkiler üretmelisiniz. Ama bizim karşımızda ne var? Sürekli bir silahlanmaya düzenleme yapan ve savaş üzerinden bütün bölgeyi okuyan bir anlayış var. Bu bölgeyi biz yönetebiliriz. Ama bu bölgeyi yönetilmesindeki kritik faktör; Kürtler ile Türkler arasındaki ‘Yeni bir Misak’tan’ geçiyor. Ayrışmadan, bölmekten değil. Kürt barışı dediğimiz bu zaten. Toplumsal barıştan bahsediyoruz. Yoksa bir sınır barışından kimse bahsetmiyor.”

‘SAVAŞ VARSA SİYASİ İSTİKRAR OLMAZ’

Bakan Fidan’ın sunumunda sarf ettiği, “istikrar” sözlerine de tepki gösteren Temelli, “Sayın Bakan siyasi istikrar hangi zeminde, nasıl olur? Savaşın olmadığı bir zeminde olur! Savaş varsa zaten orada siyasi istikrar olmaz. Demek ki siyasi istikrarı Suriye’de var etmemiz lazım. Peki nasıl var edebiliriz? Sürekli YPG’ye ‘terör örgütü’ diyerek mi yoksa Rojava’nın statüsünü tanıyarak mı? Bunun simülasyonunu yapın bakalım karşınıza ne çıkacak? Risk analizini buradan yapın. Bunlar bilimsel şeyler, yapabilirsiniz” dedi.

‘KÜRT SORUNU ÇÖZÜLSEYDİ İSRAİL SALDIRAMAZDI’

Temelli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada belirleyici faktör Kürt sorunun, Suriye’nin demokratik çözümünden geçiyor. Irak’taki yapının istikrarından geçiyor. Bu iş silahla olmaz. Silahla ancak bu çözümsüzlük süreci uzar, sürdürülebilir. Çözüm üretsek zaten silahlara gerek olmayacak.” Temelli, Türkiye tarafından sonlandırılan “diyalog sürecine” de değinerek, “Eğer bu projeksiyona bağlı kalmış olsaydık İsrail zerre miskal Gazze’ye saldırmaya cesaret edemezdi. Ne Filistinlilere saldırmaya ne de bölgedeki nüfusunu artırmaya yönelik bölgeye bu türden istikrarsızlığa sürüklemeye cesaret edemezdi. Bakın bölge dediğimiz şeyi hafife almayın. Bölgeden enerji, ticaret ve finansal kaynakları güzergahlarından bahsediyoruz. Kapitalizm krizini gelip bu bölgeden çözmek istiyor. O yüzden NATO, ABD’si, Haşdi Şabisi ve herkes burada. Çünkü krizi buraya boca etmek istiyorlar” dedi.

‘ÇÜNKÜ BURASI NEPAL DEĞİL’

Temelli, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler (BM) toplantısında Kuzey ve Doğu Suriye’de planladığı “tampon bölge”ye ilişkin haritasını kaldırarak, şöyle dedi: “Mülteci sorunu bu şekilde çözülebilir mi? Çözülemez. Bu yerleşimci akıldır. Bu oradaki krizi çok daha fazla derinleştirir. Siz kuantumdan bahsettiniz. Kuantum hiçbir şeyi dışardan bırakmama hali, hiç de dahil buna. Dolasıyla çözüm üretiyorsak üretmek istiyorsak her şeyi sürece dahil ederek çözüm aramamız lazım. Siz buradan beli bir alanı dışlayıp, hata onu bir mühendislikle ile tasarlayıp oraya mültecileri yerleştirip bir sorunu çözemeyeceğinizin dersini çıkarmanız lazımdı. Burada demokratik bir inşa yapmadan Türkiye’nin hiçbir sorununu çözemeyeceğimizi biliyoruz artık. Çünkü burası Nepal değil. Burası öyle bir sorun değil. Burası Orta Doğu. Bunları çözecek gücü açığa çıkarmalıyız, var etmeliyiz. Bu da Kürt sorunun çözümünden, Kürtler ve Türklerin bir arada birlikte hareket etmesinden geçiyor. Bunu başarabilir miyiz? Denedik, başarısız olduk. Ama bunu bir daha denemeyeceğiz anlamına gelmiyor.” (HABER MERKEZİ)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx